16 Temmuz 2008 Çarşamba

Aşk değilmiş aslinda o ya..

Hani 20li yaslarımızın başinda hep aşık olurduk. Yani sizi bilmem de ben olurdum. Hani böyle görünce kalbim pır pır atardı. Hep yanında olmak isterdim. Hatta bazen "ya ben senden hoşlanıyorum" "seni seviyorum" gibi cümleler kurardım. Sonra olmazsa, o da beni sevmezse başka birine aşık olurdum. Hııımmmm deyip iç geçirip "ne güzel saçları var değil miiii" derdim.

Şimdi ne oldu böyle uçan kaçan her yakışıklıya aşık olan bana? Gayet evliyim hem de bayaaa uzun bir zamandır. Yok 20 yıl değil canım, ancak günümüzde çiftler 3-5 ayda boşandıkları için bizimki uzzuuuuuun sayılır. Ben kocayı da seviyorum hanidir hala. Mutluyum da diyebilirim. Hatta kocamla sevişmeyi de gayet seviyorum ;) Hala istiyorum.

Şimdi yukarıda yazan iki paragraf birbiri ile çelişki oluşturmuyor mu sizce de? Yok yok ben düşündüm bu konuda, kafa yordum bu saçma konuya desem daha doğru olur. Vardığım sonuç da şu oldu:

Ben öyle uçana kaçana aşık olmuyor muşum. O zaman hissetiklerim aşk değilmiş. Hormonlarımmış. Benim aşk zannettiğim şey aslında karşımdakine dokunma, sokulma hatta mümkünse sevişme hissiymiş. Biz o zaman bu duygulara aşk diyorduk.

Şimdiki yeni yetmeler buna aşk demiyor zaten, yakınlaşma falan diyorlar.

Di mi?

Hiç yorum yok: